Aynı dağ sırtının iki yamacı, birbirinden yalnızca birkaç kilometre uzaklıkta olmasına rağmen tamamen farklı iki dünyaya ev sahipliği yapabilir. Bir yanda sisli ormanlar, yosun tutmuş kayalar ve gürül gürül akan dereler; öteki yanda kavrulmuş topraklar, seyrek çalılar ve yılda birkaç milimetreyi zor bulan yağış. Bu çarpıcı zıtlığın arkasında tek bir mekanizma vardır: nemli havanın bir dağ engelini aşmak zorunda kalması ve bu sırada yükünü boşaltması. Coğrafyacılar bu olguya "yağış gölgesi" adını verir.
Orografik Yağış: Nemli Havanın Yükselişi
Okyanuslardan ve büyük su kütlelerinden buharlaşan su buharı, egemen rüzgarlarla karalara doğru taşınır. Bu nem yüklü hava kütlesi yoluna çıkan bir dağ sırasıyla karşılaştığında ilerleyecek başka yeri kalmadığı için yamaç boyunca yukarı tırmanmak zorunda kalır. Havanın bir engel tarafından zorla yükseltilmesiyle oluşan bu yağışa Orografik Yağış (ya da kabartı yağışı) denir. "Orografik" sözcüğü Yunanca dağ anlamındaki "oros" kökünden gelir ve yeryüzü şekillerinin atmosfer üzerindeki etkisini anlatır.
Yükselen hava, üzerindeki atmosfer basıncı azaldıkça genleşir. Genleşen gaz soğur; dolayısıyla hava kütlesi tırmandıkça sıcaklığı düşer. Henüz yoğuşma başlamadığı sürece bu soğuma her 100 metrede yaklaşık 1 °C’lik "kuru adiyabatik" hızla gerçekleşir.
Yoğuşma ve Bulutların Doğuşu
Hava soğudukça içindeki su buharını tutma kapasitesi hızla düşer. Sıcaklık çiy noktasına indiğinde buhar yoğuşmaya, yani küçük su damlacıklarına dönüşmeye başlar; işte bulutlar böyle oluşur. Yoğuşma sırasında açığa çıkan gizli ısı havayı bir miktar ısıttığı için, bu noktadan sonra soğuma daha yavaş, "nemli adiyabatik" hızla sürer.
Tırmanış devam ettikçe damlacıklar birleşir, ağırlaşır ve yağmur ya da kar olarak düşer. Bu yüzden yağışın dağların rüzgarüstü (rüzgarı karşılayan) yamacında yoğunlaşması ve genellikle yükseldikçe artması beklenir. Hava kütlesi zirveye ulaştığında taşıdığı nemin büyük bölümünü çoktan bırakmış olur.
Rüzgarüstü Yamaç Neden Yemyeşil?
Sürekli bulut, sis ve yağış alan rüzgarüstü yamaç, bol suyla beslenen bir ekosisteme dönüşür. Sık ormanlar, eğrelti otları, derin toprak örtüsü ve yıl boyu akan akarsular bu yüzün tipik özellikleridir. Bazı bölgelerde yıllık yağış birkaç bin milimetreyi bulur; Hawaii’deki Kauai Adası’nın rüzgarüstü tepeleri, dünyanın en yağışlı noktaları arasında sayılır. Bu yüzey aynı zamanda kalın kar örtüsü biriktirdiği için yaz aylarında akarsuları besleyen doğal bir su deposu görevi görür.
Rüzgaraltı Yamaç ve Yağış Gölgesi
Zirveyi aşan hava artık kurudur. Dağın rüzgaraltı (rüzgarın arkasında kalan) yüzünden aşağı inerken üzerindeki basınç arttığı için sıkışır ve ısınır. Isınan havanın nem tutma kapasitesi yükselir; ancak taşıyacak nemi kalmadığından bağıl nemi düşer ve yağış üretmesi neredeyse imkansız hale gelir. Bu kuru bölgeye yağış gölgesi denir ve çoğu zaman yarı kurak bozkırlara ya da gerçek çöllere karşılık gelir.
İki yamaç arasındaki fark bazen çarpıcıdır: Norveç’te İskandinav Dağları’nın batı yüzü yılda 2.000 milimetrenin üzerinde yağış alırken, dağların hemen doğusundaki Oslo çevresi bunun üçte birine ancak ulaşır. Aynı boylamda, aynı enlemde, ama bambaşka bir iklim.
Föhn: Isınan ve Kuruyan İniş Rüzgarı
Rüzgaraltı yamaçtan aşağı inen bu sıcak ve kuru hava akımına birçok dilde föhn (Alpler’de föhn, Kuzey Amerika’da chinook, Arjantin’de zonda) denir. Hava, çıkışta nemli adiyabatik hızla yavaş soğur ama inişte kuru adiyabatik hızla hızlı ısınır. Bu asimetri nedeniyle hava kütlesi ovaya, tırmanmaya başladığı sıcaklıktan daha sıcak ve çok daha kuru biçimde varır. Föhn rüzgarları kışın karı hızla eritebilir, bağıl nemi aniden düşürebilir ve orman yangını riskini artırabilir.
Dünyadan Örnekler
Yağış gölgesi, dağların nemli rüzgarları kestiği her yerde ortaya çıkar. And Dağları’nın doğusunun kestiği Şili’deki Atacama Çölü, kutup dışı en kurak yer kabul edilir. Himalayalar’ın kuzeyinde kalan Tibet Platosu ve Orta Asya bozkırları, muson nemi dağları aşamadığı için kuraktır. Kuzey Amerika’da Sierra Nevada’nın gölgesindeki Ölüm Vadisi ile Cascade Dağları’nın doğusundaki Doğu Washington bozkırı aynı sürecin ürünüdür. Güney Amerika’nın güneyinde ise And Dağları rüzgarı ters yönden aldığı için yağış gölgesi Arjantin Patagonyası’nda oluşur. Bütün bu örneklerde tek bir kural işler: dağın nemi hangi yamaçta bırakırsa, öteki yamaç susuz kalır.

