1960'larda dünyanın dördüncü büyük gölü olan Aral Gölü, bugün haritalarda birbirinden kopmuş küçük su birikintileri ve onları çevreleyen devasa bir tuz çölü olarak görünüyor. Kazakistan ile Özbekistan sınırında, Orta Asya'nın tam ortasında yer alan bu kapalı göl, altmış yılı aşkın bir sürede yüzölçümünün yaklaşık yüzde 90'ını yitirdi. Bu çöküşün arkasında bir deprem, bir kuraklık dalgası ya da beklenmedik bir doğa olayı yok; tamamen insan eliyle planlanmış bir sulama politikasının sonuçları var. Aral Gölü'nün hikâyesi, kapalı su havzalarının ne kadar kırılgan olabileceğini ve büyük bir ekosistemin birkaç on yıl içinde nasıl neredeyse yok olabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri.
Bir Zamanlar Dünyanın Dördüncü Büyük Gölü
1960 yılında Aral Gölü yaklaşık 68.000 kilometrekarelik bir yüzey alanına sahipti ve yalnızca Hazar Denizi, Superior Gölü ile Viktorya Gölü'nden sonra dünyanın dördüncü büyük iç su kütlesiydi. Göl, Pamir ve Tanrı Dağları'ndaki buzullardan beslenen Amu Derya ve Syr Derya nehirlerinin sularıyla doluyordu. Kıyılarında balıkçılık on binlerce kişiye geçim kaynağı sağlıyor, Muynak gibi liman kasabaları canlı bir ekonomiye ev sahipliği yapıyordu.
Bereketli Bir Balıkçılık Ekonomisi
1950'lerin sonunda Aral Gölü'ndeki ticari balıkçılık, yılda 40.000 tonun üzerinde ürün veriyor, bu da dönemin toplam Sovyet balık üretiminin yaklaşık altıda birine denk geliyordu. Yalnızca Muynak kasabasında yaklaşık 10.000 balıkçı çalışıyor, tutulan turna, levrek ve çapak balıkları işlenip trenlerle doğrudan Moskova pazarlarına gönderiliyordu. Bölge genelinde balıkçılık ve ona bağlı sanayi kollarında 60.000'e yakın kişi istihdam ediliyordu.
Kapalı Bir Havzanın Hassas Dengesi
Aral Gölü, okyanusa hiçbir bağlantısı olmayan, yani suyunu yalnızca buharlaşmayla kaybeden bir "endorheik" (kapalı) havza örneğidir. Böyle bir sistemde gölün büyüklüğü, nehirlerden gelen suyla buharlaşan suyun birbirini dengelemesine bağlıdır. Binlerce yıl boyunca bu denge korunmuştu; ancak nehirlerden gelen suyun azaltılması, gölün başka hiçbir kaynaktan telafi edilemeyeceği anlamına geliyordu. Bu kırılganlık, Aral'ı insan kaynaklı müdahalelere karşı olağanüstü hassas kılan temel özellikti.
Pamuk Uğruna Kurutulan Bir Deniz
Sovyetler Birliği, 1940'lardan itibaren Orta Asya'yı pamukta kendine yeterli hale getirme hedefiyle devasa sulama ve kanal projelerine girişti. Nikita Kruşçev döneminin "Bakir Topraklar" girişimiyle hız kazanan bu projeler, Amu Derya ve Syr Derya'nın sularının büyük bölümünü çöl arazilere yönlendirdi. 1965 yılında Aral Gölü'ne nehirlerden yılda yaklaşık 50 kilometreküp tatlı su ulaşırken, bu miktar 1980'lerin başında sıfıra indi. Sonuç hızlı ve acımasızdı: 1960 ile 1995 arasında gölün yüzölçümü 64.500 kilometrekareden 30.000 kilometrekarenin altına indi ve tek parça göl, yüksek tuzluluğa sahip birbirinden bağımsız su kütlelerine ayrıştı. Artan tuzluluk gölde yaşayan 24 yerli balık türünün tamamını yok etti; 1983 yılında kaydedilen son ticari balık avından sonra Aral'da balıkçılık tamamen durdu. Güney Aral daha sonra doğu ve batı loblarına bölündü; doğu lobu ise 2014 yılında neredeyse tamamen kurudu.
Aralkum: Gölün Yerini Alan Çöl
Sular çekildikçe geride kalan göl tabanı, bugün "Aralkum" adı verilen ve yaklaşık 60.000 kilometrekarelik bir alana yayılan yeni bir çöle dönüştü. Bu çöl sıradan bir kum yığını değil; on yıllarca süren yoğun tarımdan arta kalan pestisit ve gübre kalıntılarıyla karışmış tuzlu bir toprak tabakasından oluşuyor. Rüzgâr, her yıl 15 ila 75 milyon ton arasında kum, toz ve tuzu havaya kaldırıp Orta Asya'nın geniş bir bölümüne, hatta Tahran ile Duşanbe gibi uzak şehirlere kadar taşıyor; bu tozlar bölgedeki kar örtüsünü ve buzulları bile etkiliyor. Bir zamanlar canlı bir balıkçı limanı olan Muynak, bugün kıyıdan yaklaşık 150 kilometre içeride kalmış durumda; kasabanın çevresinde paslanmış balıkçı teknelerinden oluşan hayalet bir "gemi mezarlığı" duruyor. Toz fırtınaları bölge halkında kronik bronşit, astım ve çeşitli solunum yolu hastalıklarının artmasına yol açarken, yalnızca Karakalpakistan bölgesinde yıllık ekonomik kaybın 44 milyon doları aştığı tahmin ediliyor.
Gölün küçülmesinin bir başka çarpıcı sonucu da eskiden gölün ortasında yer alan Vozrojdeniye Adası'nın kıyıya bağlanmasıydı. Soğuk Savaş döneminde burada gizli bir Sovyet biyolojik silah test tesisi bulunuyordu; göl küçüldükçe ada büyüdü ve 2000'lerin başında tamamen karayla birleşerek bu hassas bölgeye kara yoluyla erişimi mümkün kıldı.
Kuzey Aral'da Umut Işığı: Kok-Aral Barajı
Tablonun tamamen karamsar olmadığı bir nokta var. Kazakistan, 2005 yılında Kuzey (Küçük) Aral ile Güney (Büyük) Aral'ı birbirinden ayıran Kok-Aral Barajı'nı tamamladı. Bu baraj, Syr Derya'dan gelen suyun güneye, çoktan kaybedilmiş bölüme akıp gitmesini engelleyerek Kuzey Aral'da biriktirdi. Sonuçlar şaşırtıcı oldu: su seviyesi yükseldi, tuzluluk düştü ve bölgedeki balıkçılık ekonomisi yeniden canlanmaya başladı. Ancak bu iyileşme yalnızca gölün küçük kuzey parçasıyla sınırlı; büyük ölçüde Özbekistan sınırları içinde kalan Güney Aral için böyle bir kurtarma projesi bugüne kadar hayata geçirilemedi ve bu bölüm küçülmeye devam ediyor.
Ders: Endorheik Havzaların Kırılganlığı
Aral Gölü'nün çöküşü, tek başına Orta Asya'ya özgü bir vaka değil. İran'daki Urmiye Gölü, ABD'deki Salton Gölü ve dünyanın başka birçok kapalı havzası, benzer bir şekilde aşırı su çekimi ve iklim değişikliğinin birleşik etkisiyle küçülme tehdidi altında. Bu göllerin ortak noktası, dışa akışlarının olmaması nedeniyle kayıplarını hiçbir doğal mekanizmayla telafi edememeleri. Aral örneği, su kaynaklarının kısa vadeli tarımsal çıkarlar uğruna nasıl geri dönüşü zor biçimde tüketilebileceğini, ama aynı zamanda hedefli müdahalelerle -Kok-Aral Barajı örneğinde olduğu gibi- kısmi bir toparlanmanın da mümkün olabileceğini gösteriyor. Yine de Güney Aral'ın akıbeti, dünyanın en büyük insan kaynaklı çevresel felaketlerinden birinin hâlâ tam anlamıyla kapanmamış bir hikâye olduğunu hatırlatıyor. Bilim insanları, benzer geri dönüşü zor kayıpların yaşanmaması için su politikalarının erken uyarı sinyallerine çok daha dikkatli kulak vermesi gerektiğini vurguluyor.
Kaynaklar
NASA Earth Observatory – World of Change: Shrinking Aral Sea Britannica – Aral Sea National Geographic – Aral Sea Recovery? World Bank – Greening the Desert: Uzbekistan's Battle Against Sand and Dust Storms

